Loading...

Blog

Minimalist Materyalizm: Tek Taş Yüzük ve Sevgililer Günü

by Gülfidan Barış|February 13, 2019

Amerika’nın bilinen evlilik sitesi The Knot’un 2017’de 14.000 evli çiftin katılımıyla yaptığı araştırmaya bakılırsa bir evlenme teklifi etme sezonu var ve çiftlerin %37’si bu sezonda nişanlanmış. Sezon, Şükran günüyle Sevgililer günü arasında bir zamanlamaya sahip. Bu aylar, aile temasının zirveye çıktığı zamanlara denk geliyor. Ülkemizde nikâhların-düğünlerin genelde yaz aylarında yapıldığını bilsek de, evlilik tekliflerinin ne zaman yapıldığına yönelik bilgimiz yok. Bir kuyumculuk zinciri CEO’sunun röportajına bakılırsa sevgililer gününe yakın tek taş yüzük alımı ülkemizde de hızlanıyor. Yapılan haberde denilen o ki;

Tasarıma ağırlık veren markalarla büyüyen mücevher pazarı yıllık 1.5 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Pazarda tek taş yüzüklerin öne çıktığı görülüyor. Mücevher sektörü için Anneler ve Sevgililer Günü’nü çok önemli. Cironun yarısı bu iki gündeki satışlardan elde ediliyor. Türkiye’de her yıl 350 milyon dolarlık tek taş yüzük satılıyor. (2015)

Nereden Girdi Tek Taş Yüzük Hayatımıza?

Şenay Sabah, Pırlantam Olmadan Asla isimli muhteşem makalesinde batı literatüründe “beyaz düğün” olarak ele alınan, bugün küresel düzeyde gelenekselleştiği iddia edilen ritüellerin (diz çökerek evlenme teklifi, beyaz gelinlik gibi) evliliğin merkezinde yer aldığını, pırlanta yüzükle yapılan evlenme tekliflerinin artık ABD dışında da bir gelenek olarak değerlendirildiğini söylüyor.

Müze gezen biriyseniz evlilik yüzüklerinin eski çağlardan beri kullanıldığını bilirsiniz. Dede Korkut masallarına kadar uzanan geçmişimizde nişan yüzüğü kavramı var. Altaylarda, evliliğin ilk adımında, kız evi karşı taraftan mendil veya nişan yüzüğü bekliyormuş. Halide Edip’in Kalp Ağrısı romanında da roman kahramanın parmağı yerine boyuna esaret sembolü olarak taktığı nişan yüzüğünden söz ediliyor, yıl 1924. Tarihi geçmişimizde nişan yüzüğü “alıp-verme” esasına dayalıymış; yani kız evi oğlan tarafına oğlan evi kız tarafına yüzük, bohça ve benzeri materyal kültür ögeleri ve semboller götürürmüş.

Anlaşılan o ki, batı kültüründe (Amerika) durum kadın ve erkeğin birbirine verdiği yüzükten erkeğin kıza verdiği yüzüğe 1840’lı yıllar civarı evrilmiş. Hatta bu evrilme öyküsünde erkeğin nişan atması üzerine kurgulanmış bir yapı da var. 1945’lerden itibaren yürürlükten kalkan Amerikan Evlilikten Cayma Kanunu’na nişanlı kadın yüzüğü saklama hakkına sahipmiş, yüzüğü bir nevi evlilik garantisi, gelecek sigortası gibi düşünmek mümkün. Aslında bu tür sigortalar Anadolu’da yıllardır var. Aşk ve romantizmin hayatın acımasız gerçeğiyle buluştuğu bu noktada tüketici davranışı literatüründen kavramlar giriyor devreye: ihtiyaçlar ve istekler. Tüketici davranışlarının en derin konuları. Konu derin, ancak iyi yüzen oyuncular mevcut.

Aşk-ı Ticaret: De Beers

“A diamons is forever” kampanyası 1999 yılında yüz yılın sloganı seçilmiş. Kampanyadan tarihi reklam kampanyası diye söz ediliyor literatürde. 1938 yıllarında düşen satışlar, savaşın eşiğindeki Avrupa’dan gelir yaratamayan pırlanta kartelini (De Beers’s) Amerika pazarında büyüme çareleri aramaya zorlamış. Satışlarının dörtte üçünü nişan yüzüğü olarak yapan marka, “pırlantaya öyle bir anlam yükleyelim ki pırlanta sahipleri aşk ile pırlantayı eşleştirsin, satmayı düşünmesin, piyasaya düşmesin” demişler.
Yıllarca yürütülen kampanyanın neticesinde pırlanta yüzükler “sonsuz aşkların” sembolü olmuş.

Çin’de yapılan bir araştırma, pırlanta yüzüklerin Çin kültürüne çok yakın bir geçmişte, 2000 yılında girdiğini ve 2010 yılı itibariyle gelinlerin %30’unun tek taş yüzüğe sahip olduğunu söylüyor. Çin’de satın alınması önemli üç şey olduğunu söyleyen bu araştırma “önemlileri” şöyle listelemiş: Ev, araba ve tek taş yüzük. Haydi buyrun.

Yüzükte Karat Evlilikte Murat

Dünya genelinde pırlanta yüzüğe ödenecek bedeli bile, yaptığı kampanyalarla, De Beers’ belirlemiş. Yıl 1980. Erkeğin iki aylık maaşı kadar. Fiyatı belirleyen büyüklük (karat), kesim, renk ve şeffaflık gibi kriterler var. Tüketici davranışı literatürü “yüzüğün büyüklüğü ilişkinin ciddiyetini ifade eder” inanışından söz ediyor. Doğal olarak, hiç kimse gelecek vaad etmeyen bir girişime büyük yatırımlar yapmıyor.

Cinsiyetler Arasında Yüzüğün Anlamı

Erkek açısından, yüzük, evlenme isteğini anlatan bir sembol. İki maaş ölçütü de erkeğin geliriyle satın aldığı yüzüğün karatı arasındaki korelasyonu net ortaya koyuyor. Sözün doğrusu, cinsiyet fark etmeksizin gelir düzeyi arttıkça bireyin harcama miktarı neredeyse her kategoride artıyor. Yeri gelmişken söyleyelim, iki maaşlık ölçüt, günden güne yükseliyor.

Erkek için yüzük aileye bakma yetisini ortaya koyan bir sembol aynı zamanda. Mesaj net. “Evlen benimle, ailenin satın alan/geçindiren tarafı olacağım”. Yapılan tüm demografi araştırmaları, erkeğin gelir durumunun önemli bir evlilik değişkeni olduğunu söylüyor. Çok eleştirdiğimiz evlenme programlarında “pat” diye söylenilen bu gerçek, hayatın içinde yumuşak yumuşak akıp gidiyor; kadınlar gelecek nesillerine yatırım yapabilecek erkekleri kendilerine eş seçiyor.

Kadın açısından sonsuz aşkı sembolize eden minik taşlar geleneksel modelin içinde (script theory) kadının “aile kurma aşamasını” başarıyla geçtiğini hem kendine hem topluma ifade etme aracı. Olgunluğun ve istikrarın işareti. Yanlış anlaşılmaları düzelten, saygı uyandıran pırıltı. Öte yandan taşınabilir bir servet. Bir makalede evlilik sermayesi olduğundan söz ediliyor, kim bilir belki de en modern formu ile başlık parası? Aşk konusunda literatür acı söylüyor: Eros ve Pragma türü iki aşk vardır, kadınlar pragma aşka daha yakındır.

Ek olarak, literatürde kadınların “aşkın büyüklüğünü” “yüzüğün büyüklüğüne” endeksleme gibi bir eğilimi olduğundan da söz ediliyor. Ancak yüzüğe harcanılan miktarla evlilik süresi arasında korelasyon bulunamamış beklenilenin aksine. Dedik ya yüzükte karat evlilikte murat diye; görülen o ki bu inanış biraz da sektörün pembeye boyaması.

Bu kurgu içinde, erkeklerin çok da masum oldukları düşünülmesin. Çünkü yapılan araştırmalar eş adayı kadın ne kadar genç ise alınan karatın o kadar büyük olduğunu söylüyor. Özetle yine doğa kendini gerçekleştiriyor; genç kadın eşittir çok ve sağlıklı nesil. Ek olarak, araştırmalar gelir düzeyi yüksek kadınlara daha yüksek karatlı yüzükler alındığını ortaya koyuyor. Şaşırıyor muyuz? Hayır. Erkek de evlenme ritüelinde benliğini ortaya oyuyor; teklifi yapan, liderliği eline alan taraf olarak o da script theory’de kendine biçilen rolü oynuyor.

Bir Ritüel Olarak Evlenme Teklifi

Yüzük ve özellikleri dışında önemli bir başka değişkeni de burada vurgulamak gerekir: Yüzüğün veriliş, o malum sorunun soruluş şekli. Geleneksel tekliflerin ilişkinin gücünü ortaya koyduğuna inanılıyor. Batıda “teklif” çok önemli, uygun şekli ile yapılmalı. Aksi durumlar ailede ve eşdost arasında;

1) çiftin evliliğe uygunluğu,
2) birbirine uygunluğu,
3) evliliğin geleceği konularında soru işaretleri yaratıyor.

Erkeğin teklifi ve yüzüğü, zaman/mekân/sunuş şekliyle şaşırtması, fark yaratması gerekiyor. The Knot araştırmasına göre damatların %40’ı yapacağı evlenme teklifini “titizlikle” planlıyor. Üstelik %60 kadarı alacağı yanıt hakkında stres yapıyor. Ortalama planlama süresi (14.000 çift için) 4.4 ay. Araştırma sonuçlarındaki malum soruyu sormak için 12 ay plan yapan %7’yi seviyoruz. Bizde durum nedir? Tam olarak bilmiyorum. Lakin benzer süreçlerin bizim kültürümüze de geçtiğini (enculturation) gözlemliyorum. Belki genç akademisyenlerimiz bu süreci yaşamakla kalmaz araştırmaya da dökerler.

Sonuç Olarak

Sevgililer günü, yüzüğün alınması, verilmesi, çiftin ömür boyu hatırlayacağı bir öykü yaratılması demek evlilik teklifi. Bir yanda hormonlarıyla, aşkıyla çok duygusal bir süreç var. Diğer yanda duygusal sürecin arka planında harıl harıl çalışan bir zihinsel süreç mevcut. Gelin olmaya programlı, biyolojik saati sıkça hatırlatılan, ömrünün en güzel günlerinin evlilik teklifi aldığı gün ile düğünü olacağına inanan kadınlar, evinin erkeği olma isteğindeki adamlar… Sürecin farklı aşamalarında süreci planlayan “proje yöneticileri”.

Hayatın bu önemli kararında sadece kuyumcu markalarının değil çok farklı sektörden markanın evlilik adaylarıyla iş birliği yapabileceğine inanıyorum. Firmalar için önerim potansiyel müşterileri için çok romantik olan sürecin büyük finansal sonuçları ve ince hesaplamaları olduğunu kavramaları. Göreceli olarak genç sayılabilecek evlilik adaylarının (ortalama evlilik yaşı kadın: 24, erkek: 27, 2016, TUİK) satın alma kararlarında belki de en fazla bilişsel ve duygusal çelişki yaşadıkları zaman dilimi olduğunu
algılamaları. Duyguda ve zihinde karmaşa yaşanılan günlerde işleri hepten karıştıran bedende deneyimlenen coşkudan söz etmiyorum bile. Son olarak da satın alma kararında çiftlerin yalnız olamayacaklarını, çünkü sadece nikâh ve düğün değil, evliliğe dair tüm sürecin eş-dost tarafından bir filmişçesine izlendiğini görmeleri.

Sanırım ki bu yazı en iyi, hepimize bir ömür boyu mutluluklar dileyerek biter.

Kaynakça

Bijak ve diğerleri (2013), Reforging the wedding ring…, Demographic Research, 29:27:729-766.
Billari ve diğerleri (2007), The “Wedding-Ring”…, Demographic Research, 17:3:59-81.
Cronk ve Dunham (2007), Amounts spent on engagement rings reflect aspects of male and female mate quality, Hum Nat, 18:329–333.
Francis-Tan ve Mialon (2015), “A diamond is forever” and other fairy tales…, Economic Inquiry, 53:4:1919–1930.
Ogletree (2010), With this ring, ı thee wed…, Gend. Issues, 27:67–77.
Purinton (2008), A girl’s best friend…, Society for Marketing Advances Proceedings, 114-120. Schweingruber, Cast ve Anahita, (2008), A story and a ring…, Sex Roles, 58:165–178.
Sun (2017), Bridal photos and diamond rings: the inequality of romantic consumption in China, The Journal of Chinese Sociology, 4:15.
Şenay Sabah (2017), Pırlantam olmadan asla…, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 17:2:67-84.

Leave A Comment