Cindrella Etkisi
Masallarla büyüyen her kız çocuğunun hayali prensini bulmaktır. Hatta sıklıkla yapılan şakaların isim tamlamasıdır “beyaz atlı prens”.
“İsim tamlaması; aralarında anlamca ilgi bulunan, biri diğerini iyelik (sahiplik) yönünden bütünleyen, en az iki farklı isimden meydana gelmiş kelime grubudur. İsim tamlamalarında birinci sözcük grubuna tamlayan, ikinci sözcük grubuna tamlanan” diyorlar ya…
Bizim beyaz atlı prens de aslına ne güzel bir tamlayan. Elmanın öteki yarısı, ruh eşi vs. vs.
Camdan ayakkabısı ile Cindrella’nın yeri ayrıdır biz kadınların zihninde. Bu yüzden midir bilmem ayakkabılara düşkünlüğümüz???
Dolap ayakkabı dolu. Ama yenilerini almayı düşünmek bile heyecan verici. Yalnız değilim biliyorum. Pek çok arkadaşım var, ayakkabı sahibi olmaya düşkün.
Düşünüyorum da “nedir bu ayakkabı sevdası?”.
Biriktirmek mi?
Sahip olmak mı?
Ayak ve fetişizm mi?
Ya da abartıyor muyum? Nasıl ki bir dolu çorabım varsa, bir o kadar da ayakkabım mı var…???
Nasıl ki dolaplar dolusu kitabım varsa, yine dolapları dolduran ayakkabılarım mı var ???…
Tutku Objesi kırmızı tabanlı Loboutin’ler!
Bu konuda detaylı bir araştırma yapmak şart oldu. Şimdilik zihnimin serbest dolaşan düşüncelerini paylaşmak istiyorum. Tüm bu serbest dolaşan fikirlerim, okumalarım ve sizlerle paylaşmalarım sonucunda hipoteze dönüşecekler. Araştırma bulgularımı da paylaşırım sizinle.
Eğer okuduklarınız sizde de bir yer buluyorsa ve bu yeri benimle paylaşmak isterseniz iletişime geçin :)…
Veeeee eğer konu üzerinde ilk yazımı okumak istiyorsanız The BrandAge Agustos 2013 sayısını kaçırmayın!!
Sahi unutmadan bir ara şu gelinle damat arasındaki ayakkabıya basma olayını da açıklayıverin… Yoksa ayak ve ayakkabı aslında gücün simgesi mi? Ne çok soru var yanıtlanması gereken…

