Category

The Brand Age
Dış görünüş bireyin çevreye verdiği ilk mesajı. Daha iki laf etmemişken, karşısındaki bireylere nasıl biri olduğunu anlatma yöntemi. Çünkü insanoğlu ölçmeye-biçmeye meraklı. Zihin kategorize etmekle her daim öyle meşgul ki dışarıdan bir uyaran aldığında, mesela biri ile yeni tanıştığında, ipuçlarına bakarak tanıştığı kişiyi ölçüp-biçiyor ve daha önce zihninde yarattığı şekillere/yargılara dayanarak tanıştığı kişi hakkında “Nasıl biridir?”...
Geçtiğimiz ay gazetelerde G-20 zirvesinde “Dünya ekonomisi duraklamadan nasıl çıkar?” sorusuna Obama’nın piyasalarda talebi artırmaya dönük politikalara ağırlık verilmesini önerdiğini okuduk. Obama, “küresel talebin artırılması hedefine” her ülkenin katkı yapmasını isterken, Almanya Başbakanı Merkel, talep artışının enflasyonist baskı yaratacağını, bu nedenle mali disipline ağırlık veren politikalar izlenmesi gerektiğini savundu. Bu iki farklı bakış açısına, farklı...
Yepyeni bir yıl demek “a brand new year”. Malum 2014’ün ilk günlerindeyiz. Yeni yıl, coşkusu, enerjisi ve ekonomik gücü çok yüksek olan zamanlardan. Yeni yılın enerjisi ve harcama gücü, 2013’den kalan bütçenin motivasyonu ile birleşince reklam dünyasında coşku, heyecan, ses yükselir. Aralık ayının son günlerinde, gelmekte olan yeni yılla birlikte markaların tüketicilerine gönderdikleri mesajlar yoğunlaşmaya...
Saatlerimiz. Önce ceplerde taşındı, sonra kolları süsledi. Sahip olduklarımız arasında kıymetliler istesine girebileceklerden. Miras bırakılıyorlar, hayatın dönüm zamanlarını (düğün, nişan, sünnet, mezuniyet, emeklilik…) kutluyorlar. Zaman, onu ölçen diğer formatlardan ayrılıp saat formuna sanayi devrimi ile ulaştı. Saat endüstri devriminin başarısında, “insan-makine” etkileşimini en optimum düzeyde/düzende kurmasında gerekli araçtı. İşte bu araçla ve bu gerekle tutsak...
Sanıyorum ki marka dünyasına adım atmış her bireyin zihninde “Tüketicinin ona somut yararlar sunmayan markaları yeniden satın almayacağı” fikri vardır. İşte bu fikir nedeniyle işletmeler en güzel çayları, yılların deneyimi ile pişen kebapları, kanatlandıran içecekleri, sağlam lastikleri satıyorlar. “Bu fırsat kaçmaz” dedikleri fırsatları sunuyor ya da bir kez alım yapmış müşterilerini kendilerine bağlamak için somut...
Bu yaz on günümü Küba’da,tanıdığım bildiğim markalardan uzakta yaşadım. Coca-Cola, o muhteşem otomobiller ve uluslararası otel zinciri dışında, küresel marka görmedim. Ziyaret ettiğim ülkelerde ilk yaptığım şey reklamları izlemek olur; ancak Küba’da bunu yapmak içimden gelmedi, markasız bu on günü yaşamanın keyfini sürmek, zihnimi de nadasa bırakmak istedim. Küba, zaman kavramının inanılmaz bireysel olduğu bir...
Yaşama dair her şey markaya dahildir. Aşk ve nefret gibi iki farklı kutup bile.   Marka dünyasında uzun yıllardır aşkla sevilen markalardan söz edildi, “aşkla bağlanılan marka nasıl olunur?” sorgulandı. Ancak nefret edilen, pek de haz edilmeyen markalardan söz edilmedi. Nasıl ki bir marka tüketicisini mutlu ettiğinde aşk ile bağlanıyorsa, kendini mutsuz etmiş markalardan da...
Zor ve uzun geçecek bir uçak yolculuğunda, yolculardan biri, ikramlara henüz başlamış olan kabin görevlisine, “yüzünüz hiç gülmüyor” diye takılmış. Yirmili yaşların başındaki kabin görevlisi, bir yandan zar zor ağır ikram kasasını ittirirken, öte yandan “önce siz gülün” demiş; ama kibarca ve minik bir tebessümle. Keyiflenen yolcu, içten bir gülüşle bakmış genç hanıma: “Şahane! Şimdi...
Haber dünyamız uzun bir süredir markalar, ürünleri, ürünlerin içeriği, üretilme koşulları konusunda oldukça zengin bir içerik ile dolup taşarken, biz markaya gönül vermiş akademisyenler ve uygulamacılarda pek de fazla hareket yok. Misal, son yaşanılan “su markaları krizi” çoğumuzu hareketlendirmedi bile. Düşünüyorum da dünyanın hangi ülkesinde bu ve benzeri içerikte haberler çıktığında böylesine tepkisiz ya da...
Öyle bir ürün düşünün ki hayatımıza gireli 20 yıl olmasına rağmen hayatımızın merkezinde olsun. Onsuz gün geçiremeyelim; temel fonksiyonu iki kişiyi buluşturmak olmasına rağmen yaptığımız her işe ortak edelim onu. O bizimle değilken rahat etmeyelim, işler yürümesin ve hatta o bizimle değilken, biz “biz” olmayalım… Duyduklarıma ve gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki cep telefonlarımız artık önemli...
1 2

My New Stories