Loading...

Blog

Olimpiyatlar ve Girişimcilik

by Gülfidan Barış|October 15, 2012

Dergimizin yayına hazırlandığı günlerin en çok konuşulan konusu 2012 Londra Olimpiyat Oyunlarıydı. 2020 Yaz Olimpiyatlarına aday olmamız nedeni ile Olimpiyat Oyunları, pek çok konu gibi girişimcilik açısından da hayli önemli olacak. Bu öneme dayanarak sizler için küçük çaplı bir araştırma yaptım: Olimpiyatların girişimcilik ile bağı üzerine.

London-2012-Olympic-Games-Logo

Olimpiyat oyunları ile ilgili girişimciliği oyunlar öncesi, oyunlar esnasında ve oyunlar sonrasında olmak üzere üç zaman diliminde ele almak mümkün. Oyun öncesinde oyun alanlarının, ulaşımın ve konaklamanın hazırlığı üzerine yatırımların yapıldığı evre; özellikle uluslararası yatırımcılar ile büyük yerel girişimcilerin iş birliği kurabileceği bir zaman ve bu evrenin toplam olimpiyat ekonomisinin üçte biri oranında gelir yarattığı söyleniyor.

Oyunların yapıldığı evre, en şenlikli ve nakit akışının en coşkulu yaşandığı zaman olsa gerek. Perakende, turzim ve gıda gibi endüstrilerin bayramı sayılan bu evrede belirli bir ekonomik büyüme yaşanıyor ve olimpiyat oyunlarında kazanılan toplam gelirin üçte ikisi bu aşamada hasat ediliyor.

Olimpiyatlar sonrasında ise, “game over” hali söz konusu. Okuduğum pek çok kaynak Olimpiyat oyunları sonrası “ülke algısı” gibi etkilerin uzun ömürlü olmadığını söylüyor. Ülke algısı konuda en başarılı bulunan Sidney bile üç yıllık bir olimpiyat sonrası kaldıraç etkisi yaşamış. Olimpiyat sonrası en uzun olumlu etkiyi ise 1992 Barselona Olimpiyatları sonrası İspanya yaşamış. Buradan çıkarılacak sonuç ise olimpiyat için yapılacak girişimlerin oyunlar sonrası ömrünün nasıl planlanacağı.

Girişimcilik alsın başını gitsin! ekonomimizi ileri fırlatsın! istiyorsak neler yapmalıyız?
Ortmans’ın ilginç saptamasına katılır mısınız? Bilmiyorum. Ortmans diyor ki, “Büyük şeyler başarmış girişimcilere Türkiye’de herkes hayran, lakin bu girişimciler “şanslı” olarak görülüyorlar”.
Oysa şans başarı için yeterli mi? Bir yelkenlinin yol alması için rüzgar (şans) şart ama ya KAPTAN? Sadece şans ile başarı açıklanabilir mi? Onca emek, çalışma şans ile açıklanmamalı bence. Bu nedenle Türkiye’de “Girişimcilik Aklı- Zihni- Belleği-Zekası” yaratılmalı önce.
Ernst ve Young danışmanlık şirketi Girişimcinin DNA’sı isimli bir rapor hazırlamışlar:
• Girişimci doğulmaz. Girişimci olunur,
• Girişimci bir kez girişim yapmaz, pek çok girişimleri olmuştur. Olur,
• Bir girişimci için en büyük üç sorun, 1. Finans, 2. Bilgili çalışanlara ulaşmak ve 3. Neyin nasıl yapılacağı bilgisine ulaşmaktır.
ifadeleri ile üç maddede özetleyebileceğim rapor, girişimcilik aklı için bir hareket noktası olabilir. Rapora şu adresten ulaşmanız mümkün.
http://www.ey.com/GL/en/Services/Strategic-Growth-Markets/Nature-or-nurture–Decoding-the-DNA-of-the-entrepreneur.

Amerika’yı yeniden keşfetmemek

Girişimcilik konusunda yaptığım araştırmalarda en sık gözlemlediğim şey, girişimcilik ile ilgili her mecrada başarı öyküleri sunulmasıydı. İşin aslı, “nasıl başarmışlar?” girişimcilerin ve girişimci adaylarının okumaktan keyif aldıkları bir bölüm. Pek çok başarı öyküsü, pek çok başarılı girişimci ismi girişimcilik konusunda bizi besleyebilir. Aklıma ilk gelen şahane girişimciler Richard Brandson, Anita Brodrick, Sakıp Sabancı…

Başarı öykülerinden model çıkartmak kestirme bir yol. Hatta başarısızlık öykülerinden dersler çıkartmak da bir başka öğrenme yolu. Gelecek sayılarımızdan birinde bu konuya da değiniriz. Sizinle bu sayıda Smashburger isimli bir Amerikan şirketinin sıradışı başarısını paylaşmak istiyorum. Hamburger devlerine kafa tutup, 2007 de işe başlayan ve şu anda Amerika içinde 164 şubesi olan Smashburger’in girişimcisi Tom Ryan, başarısının sırrını restoran sektöründeki iş modellerini incelemekte buluyor. Yani başarıya giden yollardan biri İş Modeli kavramından geçiyor. Sizin de iş modeli kavramına bir göz atmanızı ve kullanmanızı öneririm.
sizzle

Bu arada sizlerle paylaşmak istediğim bir başka ilginç nokta daha var. SmashBurger ilk uluslararası lokasyonlarını altı adet şube ile Kuveyt’te, üç şube ile Bahreyn’de sekiz şube ile Sudi Arabistan’da açmayı planlıyor. Sizin için araştırdım; Burger King Amerika dışı ilk lokasyonu 1963 yılında Porto Riko’da, KFC, 1960’lı yıllarda Kanada’da, McDonald’ın 1967 yılında Kanada’da ve Porto Riko’da açmışlar.
Bu bilgilere baktığımda ve yeni girişimlerin izledikleri yolu eskileri ile kıyasladığımda girişim dünyasının yürünmemiş yollardan, ama aklı-selimin ürettiği pusulalar ile ilerlediğini gözlemliyorum. Yolunuz açık, pusulanız “Girişimcilik Aklı- Zihni- Belleği-Zekası” olsun diliyorum.

 

 

Mini Notlar: 

miniknotlra

• Girişimcilik konusunda beslenmek için http://www.growthink.com/ a bakılabilir, sitenin yaratıcısı Dave Lavinsky twitter’den takip edilebilir.
• Güçlü Yönlere Odaklı Liderlik (Yazarlar: Rath ve Conchie, Yayın evi: Mediacat) kitabı okunulabilir.
• Guy Kavasaki’nin konuşma videoları internetten bulunabilir.
• Vedat Milor’un Tadı Damağımda programları keyifle (lakin iş modeli bakış açısı ile) seyredilebilir.

 

 

 

 

**Referans vermeden alıntı yapmayınız.

Sayi2_1

Leave A Comment