By

Gülfidan Barış
Sanıyorum ki marka dünyasına adım atmış her bireyin zihninde “Tüketicinin ona somut yararlar sunmayan markaları yeniden satın almayacağı” fikri vardır. İşte bu fikir nedeniyle işletmeler en güzel çayları, yılların deneyimi ile pişen kebapları, kanatlandıran içecekleri, sağlam lastikleri satıyorlar. “Bu fırsat kaçmaz” dedikleri fırsatları sunuyor ya da bir kez alım yapmış müşterilerini kendilerine bağlamak için somut...
Bu yaz on günümü Küba’da,tanıdığım bildiğim markalardan uzakta yaşadım. Coca-Cola, o muhteşem otomobiller ve uluslararası otel zinciri dışında, küresel marka görmedim. Ziyaret ettiğim ülkelerde ilk yaptığım şey reklamları izlemek olur; ancak Küba’da bunu yapmak içimden gelmedi, markasız bu on günü yaşamanın keyfini sürmek, zihnimi de nadasa bırakmak istedim. Küba, zaman kavramının inanılmaz bireysel olduğu bir...
Yaşama dair her şey markaya dahildir. Aşk ve nefret gibi iki farklı kutup bile.   Marka dünyasında uzun yıllardır aşkla sevilen markalardan söz edildi, “aşkla bağlanılan marka nasıl olunur?” sorgulandı. Ancak nefret edilen, pek de haz edilmeyen markalardan söz edilmedi. Nasıl ki bir marka tüketicisini mutlu ettiğinde aşk ile bağlanıyorsa, kendini mutsuz etmiş markalardan da...
Avrupa’nın krize girmesinin üzerinden yıllar geçti, Yunanistan yıkılıyor, İspanya kan ağlıyor ve biz uzaktan tüm bunları gözlemlerken ve ekonomimizin gücünün ne olduğunu anlamaya çalışırken Avrupa’dan bir grup girişimci yayınladıkları girişimcilik manifestosunda “Çare Girişimcilik” diyor. Manifesto metinine göre büyük şirketlere bel bağlamak ya da devletin iş yaratmasını beklemek eski günlerde kaldı. Amerika’nın büyümesinde motor görevini gören...
Paramı emanet ettiğim bankamı sevmiyorum. GSM operatörümden haz ettiğim, doğalgaz tedarikçimden elektrik, TV yayın platformumdan keyif aldığım da söylenemez.  Zira, müşteri olarak değer gördüğüme inanmıyorum.  Oysa hayatımızdaki markalar bulduğu her fırsatta “değerlisin” diyor.  Misal internette binlerce markaya ait değerli müşterimiz sayfası var.  Elimi uzatsam telefonuma, ulaşırım markama.  Ama… İşte sevgi de nefret de bu ama’da saklı.  Elimi...
Zor ve uzun geçecek bir uçak yolculuğunda, yolculardan biri, ikramlara henüz başlamış olan kabin görevlisine, “yüzünüz hiç gülmüyor” diye takılmış. Yirmili yaşların başındaki kabin görevlisi, bir yandan zar zor ağır ikram kasasını ittirirken, öte yandan “önce siz gülün” demiş; ama kibarca ve minik bir tebessümle. Keyiflenen yolcu, içten bir gülüşle bakmış genç hanıma: “Şahane! Şimdi...
Haber dünyamız uzun bir süredir markalar, ürünleri, ürünlerin içeriği, üretilme koşulları konusunda oldukça zengin bir içerik ile dolup taşarken, biz markaya gönül vermiş akademisyenler ve uygulamacılarda pek de fazla hareket yok. Misal, son yaşanılan “su markaları krizi” çoğumuzu hareketlendirmedi bile. Düşünüyorum da dünyanın hangi ülkesinde bu ve benzeri içerikte haberler çıktığında böylesine tepkisiz ya da...
Öyle bir ürün düşünün ki hayatımıza gireli 20 yıl olmasına rağmen hayatımızın merkezinde olsun. Onsuz gün geçiremeyelim; temel fonksiyonu iki kişiyi buluşturmak olmasına rağmen yaptığımız her işe ortak edelim onu. O bizimle değilken rahat etmeyelim, işler yürümesin ve hatta o bizimle değilken, biz “biz” olmayalım… Duyduklarıma ve gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki cep telefonlarımız artık önemli...
Richard Branson olmadan Virgin, Steve Jobs’un yokluğunda Apple, Ali Ağaoğlu olmadan grubuna ait şirketleri, Muhtar Kent’siz Coca-Cola ve Alex’siz Fenerbahçe olur mu? diye, düşündüğüm bir aydı Ekim’in başlangıcı. Bu örneklerde marka değerinin büyük bir kısmı markanın sahibi, kurucusu, yöneticisi ya da oyuncusu ile var olmaktaydı. Markalar bu isimlerle anılmakta, hatta çoğu durumda isimler markalardan daha...
Yaşamın genelinde olduğu gibi iş dünyasında da bazen işler istenildiği, planlandığı ya da beklenildiği gibi gitmez. Siparişler zamanında teslim edilemeyebilir, üründe kalite tutturulamayabilir, işletme çalışanları müşterilerle iletişimlerinde yeterli motivasyona sahip olamayabilir. Bu gibi durumlarda müşteriler mutsuz olur ve mutsuzluklarına çözüm ararlar. İşlerin ters gittiği zamanlarda işletmelerin yaşanan olumsuzlukları yönetmeleri gerekir. Ünlü mikrobiyolog Pastör’ün çok sevdiğim...
1 2 3 4

My New Stories