Doksanlı yılların sonu, “pazar odaklı-müşteri odaklı olma”, “ilişkisel pazarlama” gibi kavramların popülerlik kazandığı zaman olarak anılır. Bu zamanlarda, rekabette üstün gelmek isteyen işletmelere sunulan anahtar; “müşterileri ile uzun süren ilişkiler kurmaları” önerisi olmuştur. Her ilişkide olduğu gibi, pazarlamada da uzun süreli ilişkiler kurabilmek müşterilerin tatmin edilmesi halinde olasıdır. Son zamanlarda müşterileri tatmin etmenin de ötesinde...
Düşünün… Günün birinde “Ey marka yöneticisi! Markanız adına yaptıklarınızı artık yapamayacaksınız!”deniyor. Sizi rakiplerinizden ayıran isminizi ulu orta ve istediğiniz gibi kullanamayacaksınız mesela. İşaret, sembol, tasarım, renk gibi hiçbir stratejik aracınız da olamayacak. Hele hele, rafa koyduğunuz ambalajınız rakiplerinizin ambalajıyla neredeyse aynı olacak. “Böyle bir şey olmaz” demeyin. Olur. Misal tütün-sigara endüstrisinin “plain pack” yasası gereği...
Satın aldıkları ürünlerden, hizmetlerden, markalardan mutlu olmayan müşteriler sorunlarını işletmeye iletip çözüm bulma seçeneğini her zaman kullanmayabiliyorlar. Ya da sadece şikayet etmekle kalmıyorlar. Müşteriler; 1)  sorunu iletseler bile çözüm alamayacaklarına inanıyorlarsa, 2) işletme çalışanları ile olanı biteni konuşup mutsuzlukları ile yüzleşmek istemiyorlarsa, 3) öfkeleri bir türlü dinmiyor, yürekleri bir türlü soğumuyorsa MİSİLLEME yapabiliyorlar. Örneğin, lokantada yemekten memnun...
Dış görünüş bireyin çevreye verdiği ilk mesajı. Daha iki laf etmemişken, karşısındaki bireylere nasıl biri olduğunu anlatma yöntemi. Çünkü insanoğlu ölçmeye-biçmeye meraklı. Zihin kategorize etmekle her daim öyle meşgul ki dışarıdan bir uyaran aldığında, mesela biri ile yeni tanıştığında, ipuçlarına bakarak tanıştığı kişiyi ölçüp-biçiyor ve daha önce zihninde yarattığı şekillere/yargılara dayanarak tanıştığı kişi hakkında “Nasıl biridir?”...
Geçtiğimiz ay gazetelerde G-20 zirvesinde “Dünya ekonomisi duraklamadan nasıl çıkar?” sorusuna Obama’nın piyasalarda talebi artırmaya dönük politikalara ağırlık verilmesini önerdiğini okuduk. Obama, “küresel talebin artırılması hedefine” her ülkenin katkı yapmasını isterken, Almanya Başbakanı Merkel, talep artışının enflasyonist baskı yaratacağını, bu nedenle mali disipline ağırlık veren politikalar izlenmesi gerektiğini savundu. Bu iki farklı bakış açısına, farklı...
Yepyeni bir yıl demek “a brand new year”. Malum 2014’ün ilk günlerindeyiz. Yeni yıl, coşkusu, enerjisi ve ekonomik gücü çok yüksek olan zamanlardan. Yeni yılın enerjisi ve harcama gücü, 2013’den kalan bütçenin motivasyonu ile birleşince reklam dünyasında coşku, heyecan, ses yükselir. Aralık ayının son günlerinde, gelmekte olan yeni yılla birlikte markaların tüketicilerine gönderdikleri mesajlar yoğunlaşmaya...
1 2 3 4 5 6

My New Stories